2010 yılı Karabük için hiç iyi geçmedi. Zor bir yıl oldu.  2009 yılı sonlarına doğru Türk Metal Sendikası’nın Kardemir’de yetki için 2010 yılında mücadele başlatacağı söylentileri dilden dile dolaşıyordu. Ve olan oldu, yetki mücadelesi başladı, ortalık karıştı.
Yürüyüşler, eylemler, tehditler, işten çıkartmalar…
Peki sonuç?
Yargı karar verecek!..
Kim haklı, kim haksız? Kim kazandı, kim kaybetti?
Bu soruların cevabını yargıçlar karar verecek.
 O zaman biz şunu sorgulamaya çalışalım; “Kim hata yaptı?”
Hani şu düğün salonunda 9 Haziran’da 2000’den fazla Kardemir işçisi Türk Metal Sendikasına geçti ya, işte o günden sonra her şey çok farklı olabilirdi.
Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak işte o gün yanlış yönlendirildi. Aslında her şey çok farklı olabilirdi. Bu noktaya gelinmezdi. Genel Başkan Kavlak’ın yapması gereken tek hareket vardı. Ertesi gün, Vali, Belediye Başkanı ve Sivil Toplum Kuruluşlarını ziyaret etseydi ne olurdu? Hatta Kardemir A.Ş Genel Müdürü Fadıl Demirel’i ziyaret etseydi ne olurdu?
Hangi ilin Valisi arkasında 2000 işçi olan işçi sendika liderini kabul etmez, hangi ilin Belediye Başkanı makamında o işçi sendika liderini ağırlamaz, hangi Esnaf Odaları Birlik Başkanı “Hoş geldiniz” demez…
Yok hayır, öyle değil kaos ortamı oluşturulacak, hamaset edebiyatı yapılacak! Yürüyüşler, eylemler, istismarlar, tehditler, yuhalamalar, hakaretler, arkadaşı arkadaşa düşman etmeler…
Hata işte burada başladı. Strateji hatası hem de öyle hata ki 350 Kardemir işçisini ekmeğinden eden bir hata… Hatalar zinciri bunla kalsa keşke!
Hata üstüne hata yapıldı. Yanlış üstüne yanlış yapıldı. Yangına resmen körükle gidildi. Aklı başında fikir vermesi gereken zat-ı muhterem birde “Karabük’ü ikiye bölmeye değer miydi?” sorusuna  “Ortada haksızlık vardı. Değerdi” diye cevap veriyor.
Bu söze ne denir, Allah akıl fikir versin demekten başka…
Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’de “Provokatör” diye bağırıyor, işten atılan bir Kardemir işçisine. Aslında sayın Vergili’nin yanındaki provokatöre de dikkat etmesi gerek!..

***    ***    ***

Ah Banu Avar Ah!…
Daha önce TRT’de belgesel hazırlayıp sunan gazeteci yazar Banu Avar geçtiğimiz hafta Karabük’e geldi. Karabük Üniversitesi’nde konferans verecekti olmadı, neden olmadı konusunda ise Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal izin vermedi, şeklinde bir açıklama yaparak anlattı. Tabi açıklama bununla kalmadı. Konferans Esnaf Kefalet Kooperatifi Salonunda yapıldı ve açıklamalar bomba gibi gündeme düştü. Ajanslar Banu Avar’ın açıklamalarını geçtiğinde ortalık karıştı.
Haberi okumuşsunuzdur, yenilir yutulur bir iddia değil. Araştırdık evet, yaklaşık 2 ay kadar önce Karabük Üniversitesi’ne iki ABD vatandaşı akademisyen göreve başlamış. Karabük gazetelerinde bu haber yayınlandı. İşte o zaman yayınlanan haber…
http://www.karabukgazeteciler.com/haber/ilceler/karabuk/4304.html
Karabük Üniversitesine Amerika Birleşik Devletlerinden Fulbright programıyla iki Akademisyen geldiğini gazetecilik jargonuyla “check” edildi. Bu iddiaya karşılık bir açıklama yapması gereken Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal’dı… Aradık, ulaşamadık… Yoğun iş temposunda bize anca bugün dönüş yapabildi. Uysal hoca üzgündü, sesinden üzgün olduğu açıkça belliydi. Sanırım önümüzdeki günlerde bir açıklama yapacak.
Bu arada dün Banu Avar’ın yeni bir yazısı yayınlandı Odatv internet sitesindeki köşesinde yeni bir iddia daha… Aman Allahım!..
“Çelik-İş’e bağlı işçilerimiz, acaba küresel sermayenin CIA eliyle kurdurduğu bir konfederasyona bağlı olduklarını biliyorlar mı?” diyor Banu Avar…
Nedir bu böyle diye araştırınca, Türk Metal Sendikası’nın da bağlı olduğu Türk-İş’in de Hak-İş’inde ve doğal olarak Çelik-İş’inde ITUC üyesi olduğunu öğrendik.
1-3 Kasım 2006 tarihleri arasında Viyana’da gerçekleştirilen ICFTU Dünya Kongresi’nde ICFTU ve WCL birleşerek ITUC’u kurdu.  ITUC’a ülkemizde ICFTU’ya KESK, DİSK, Türk İş ve Hak İş üyedir.
Sayın Banu Avar’ın bundan sonra Kardemir ile ilgili hatta ve hatta Karabük ile ilgili bir açıklama, bir yazı, bir iddiada bulunacaksa iyice araştırmasını öneriyorum.
Sierra Leone Büyükelçisi durumu gibi olmasın!..
Banu Avar’ın açıklamalarında ciddi bir objektiflik eksikliği hissedilmektedir.
Dikkatli izlemek, her anlatılanı doğru kabul etmek yerine, şüpheci yaklaşımla önemli noktaları yakalamaya çalışmak lazım değil mi Sayın Avar…
Ezcümle; bu demektir ki Karabük Üniversitesi’nde görev yapan iki ABD’li akademisyenin görevlerinin devam etmesi gerektiğidir. Hatta bu sayının artması için Karabük Üniversitesi çaba göstermelidir.
***    ***    ***
Aslında ne oldu?
Bu soruyu önümüzdeki günlerde daha çok soracağız ve yaşanan bu olayların nasıl birkaç kişinin kişisel hırs, öfke ve kinlerinden dolayı olduğu acı gerçeğine tanık olacağız.
2010 yılı değerlendirmesine devam edeceğiz…

659

 34 

YORUMLAR