Karabük Atatürk İlkokulu’nda Muhammet Yorulmaz ile aynı sınıfta okuduk. Kan kanseri olduğunu öğrendiğim zaman hemen yanına gidemedim ama sürekli telefonla görüşebiliyordum.

30 Eylül 2014 Ankara Hacettepe Hastanesi Onkoloji Bölümünde ziyaret ettiğim zaman bana; “Hani senin kameramanın yok mu benimle röportaj yapmayacak mısın?” diye şakasına takılmıştı.

Dağ gibi derler ya işte o iri yapılı, güçlü, kuvvetli, tuttuğunu koparan arkadaşım gitmiş, karşımda adeta mum gibi eriyen Muhammet vardı.

Ne diyeceğimi, ne söyleyeceğimi bilemediğim, kendimi zor tuttuğum anda Muhammet’in bu sorusu üzerine sadece tebessüm ettim ama içimin kan ağladığını, yüreğimde fırtınalar koptuğunu hissettirmemeye çalıştım.

“Röportaj yapmaya değil seni görmeye geldim” diyebildim.

Belli ki bir şeyler söylemek, konuşmak, anlatmak istiyordu.

Kendimi toparladım ve hemen telefonu çıkartıp; “Bunun kamerası var teknoloji ilerledi yeter ki sen konuş Muhammet” sözlerini söyledim ama ne dediğimi, ne yaptığımı, ne yapacağımı bilemiyordum ki…

İzlediğiniz bu videonun başında ve sonunda iki ilkokul arkadaşın konuşması var fakat ben o özel bölümleri ayırdım.
Vermek istediği ÖNEMLİ MESAJI sizlerle paylaşıyorum.

1525

 67 

YORUMLAR