Sosyal medya hesabımda ‘KARDA MI YATTIN?’ başlıklı aşağıdaki satırları paylaşmış, sonunda ‘Devamını yazacağım’ diyerek noktalamıştım. Okuyucularımdan özür dilerim maalesef devamını yazmaya bugün fırsat bulabildim.

Beni tanıyanlar bilir yılda 2-3 defa grip olurum hatta yazın ortasında bile grip olduğum zamanlar oldu.
Size bir ipucu vereyim “Lambada titreyen alev üşüyor” sözünü sosyal medya sayfamda paylaştıysam bilin ki, o an gerçekten ateş içinde yatıyorum.
Ateş içindeyim ama tir tir üşüyorum…
Titreme, üşüme!
Nöbet diyorlar bu üşüme sandığımıza, aslında ateş normalin çok üstünde.
“Lambada titreyen alev üşüyor”
Türkünün sözleri ile titrer, üşürüm…
Halüsinasyonlar görürüm!
Yani çok sarsıcı ağır grip yaşarım…

Eskiler öksürük şiddetine göre hemen “Karda mı yattın?” diye sorarlar…
3 gün sürer bu grip, her yerim adeta kırılır, elimi kolumu kaldıramam, halsizlik, kırgınlık, öksürük, baş ağrısı, üşüme, titreme, terleme… Öksürürken sanki ciğerlerim yerinden sökülüp parçalanacakmış gibi olur!
Grip olduğum zamanlar COVID19’daki aynı belirtileri yaşıyordum sadece koku ve tat konusunu şu an hatırlamıyorum.
Zaten grip olduğumda canım hiçbir şey çekmez.

Ne ekmek, ne su, ne yemek…
Bu kâbus dolu ateşler içindeki 3 günü nane-limon ve sadece Gripin ile atlatıyordum. Her yıl böylesi ağır grip olan ben bu yıl (şeytan kulağına) hiç grip olmadım…
Acaba neden?
Devamını yazacağım!

Sözü ile noktalamıştım 28 Aralık 2020’deki yazımda.

YAZININ DEVAMI…
Bu yaşıma kadar hiçbir ciddi sağlık sorunu yaşamadım. Doktora gitme gereksinim olmadı sadece yılda 2-3 defa nezle, grip gibi soğuk algınlığından kaynaklanan sorunlar yaşadım. Ayrıca birkaç defa diş ağrısı rahatsızlığım oldu.
Hepsi o kadar…
Mümkün olduğu kadar doğal ürünlerle beslenmeye dikkat ediyorum. Ev yapımı bol yoğurt tüketirim.

Sabahları varsa karabiber ve bol limonlu tarhana veya mercimek çorbası içiyorum.
Ve gün içinde çok su içerim başka yaptığım bir şey yok

Geçen yıla kadar sağlık sorunu nedeniyle yıllardır hiç doktora gitmemiştim. Pandemi öncesiydi sevdiklerimin ısrarı üzerine doktora gidip en azından bir genel kontrolden geçmek istedim.
Karabük Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Dâhiliye Doktoru Ayşegül Ertınmaz Özkan’dan randevu aldım.
Doktor için hastanın tıbbi hikâyesi önemlidir. Doktor hanım hemen sordu;
– Sorun nedir?
– Bir sorunum yok ama çocuklarım ısrar etti genel bir kontrol için geldim.
– Siz habercilerin işi zor, kan ve diğer tahliller ile röntgen çekimi yapılsın sonuçlara göre değerlendirme yaparım dedi ve ertesi gün çıkan sonuçlara göre şu teşhisi açıkladı;
– Genel olarak sağlık durumun gayet iyi sadece biraz vitamin noksanlığı var B12 ve D Vitamin yazıyorum 3 ay sonra tekrar kontrole gel bu arada bir kardiyoloğa da gözükmelisin dedi
– Kalpte hiç sıkıntım olmadı, siz bir sorun mu tespit ettiniz?
– Hayır, bu konuda kardiyolog karar verir ben sadece senin genel kontrolün için söyledim.

Kardiyoloğa da gözüktüm hiçbir sıkıntı yok.
Vitaminleri kullandım ikisi de bitti.
O ara koronavirüs pandemi başladı.
Hastaneye gitmek sorun oldu.
Yetkililer mecbur kalmadıkça hastaneye poliklinik için gelmeyin uyarısı yapınca gitmedim, gidemedim…

Yaklaşık 1 yıl sonra yani geçen ay Dr. Cemal Mızrak’ın Safranbolu Devlet Hastanesinde poliklinik yaptığını öğrenince iki defa MHRS’den randevu aldım ama iptal etmem gerekti.
Uzatmayım sonunda Dr. Cemal Mızrak’ın eski Karabük Devlet Hastanesi Bayırmahalle Ek Hizmet Binasında polikliniğe başladığını duyar duymaz gittim.

Bunları neden anlatıyorum, COVID-19 ve Çin Aşısı ile ilgili söyleyeceklerim var. İlk sözüm kesinlikle aşı karşıtı değilim. Neden özellikle Çin aşısı getirildi, Alman aşısı neden getirilmedi? tartışmasına hiç girmek istemiyorum.

Karabük doktor yönünden şanslıdır.
İstisnalar hariç Karabük’te görev yapan bilgili, tecrübeli, kaliteli doktorlar var.
Karabük o kadar şanslıysa hastalar neden Karabük’ten hep Ankara’ya sevk yapılıyor?

Sorusunu tahmin edebiliyorum. Bu ayrı bir konu, ölümcül bir hastalığa yakalandığı hastasını eve göndermek yerine daha iyi tedavi olabileceği yere gönderiyor.
Bu Karabük’ün havası ile ilgili kanayan apayrı bir yaradır.

Tekrar aşı konusuna gelirsek, şu aşamada “Aşı olmayacağım” diyemiyorum.
Araştırıyorum
Soruşturuyorum
Birçok bilimsel makale okuyorum.

Son 1 yıldır yaşadıklarımızı düşününce “aşı olmayacağım” demek bile suç teşkil edecek duruma geldi.
Yalnız bu sadece ülkemizde yaşanan korkunç bir durum değil küresel boyutta kısıtlamalar yapılıyor.
Ülkemizde HES kodu ile giriş yapılan yerler var.
Yakında aşı olmayanlar için de bu tür kısıtlamalar yapılacağı söyleniyor.
Hadi bu durumda “Aşı olmayacağım” diyebilir misiniz?
Şimdi bu derin konuyu bırakıp öğrendiğim önemli bir konuya gelmek istiyorum;
Muayene sonrası Doktor Cemal Mızrak’a;
– Siz aşı olacak mısınız? diye sordum
(o zaman aşı ülkemize henüz gelmemişti)
– Tabi olacağım başka çare yok… cevabını verdi.
Tecrübesine, bilgisine, hekimliğine, dürüstlüğüne güvendiğim Doktor Mızrak daha sonra çok önemli bilgiler verdi.
“Yaptığım gözlemler sonucu bilimsel olarak kabul edilen alternatif tıptaki tamamlayıcılardan (supplement) L-Arginin isimli bir ilacın çok faydalı olduğunu tespit ettim.
Bağışıklık sistemi düşük olan ve korona virüsü bulaşma yüksek risk grubu kişilerde viral enfeksiyonlardan koruduğunu, bağışıklık sitemini güçlendirdiğini grip ve diğer hastalıklardan uzak tuttuğunu kendimde ve hastalarımda gözlemledim.
L-Arginin isimli 20 esansiyel amino asitten biri tüm virüslere karşı vücudu korur. Bir doktor olarak gözlemimdir, Korona virüsüne karşıda insanları koruyacağına inanıyorum. Tabi ki diğer koruyucu önlemler maske, mesafe ve temizlik mutlaka devam edecektir.
Bu tespitimi, görüşlerimi ayrıntılı olarak Sağlık Bakanlığı’na CİMER’e birçok kuruluşa hatta medya kuruluşlarına bile yazdım ama sonuç alamadım.”

Dr. Cemal Mızrak ile kısa bir röportaj niteliğindeki bu görüşmede aklıma gelen kafamda soru işareti olan birçok konuyu sordum.
Daha önce belirttiğim gibi aşının ülkemize gelmediği zaman şu sözleri de söyledi ve dediği gibi gerçekleşti.
“Şimdi Covid-19’u biliyoruz çok yakında Covid-19.A veya Covid-19.A1 A2 gibi versiyonları da çıkacaktır o nedenle en önemlisi bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekir, bağışıklık sisteminiz güçlü olursa korkmayın ”
Bu sözleri söyleyen Doktor Mızrak, Bayırmahalle semtinde yıkılan eski Devlet Hastanesi yerine yapılan baraka gibi prefabrik ek hizmet binasındaki 1.5×3 metre karelik küçük muayene odasında anlatıyordu…
Aylar öncesi Mızrak’ın dediği gibi COVID-19 mutasyona uğradı ve yayılmaya başladı.
Sayın Mızrak’a güveniyorum…

Not: L-Arginin hakkında Google’da arama yaptığınız zaman ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Yine güvendiğim bir doktor var.
Aslen Devrekli, Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Savan Günay’dan bahsetmek istiyorum. İnternetten tanıştığım değerli bir doktor…
Bağışıklık sistemini güçlendiren ISAK adlı müthiş bir buluşu var.
Ayrıca çok önemli tespitlerde bulunuyor.
Herkesin sustuğu, çekindiği, konuşmak istemediği ortamda ve Bilim Kurulu Üyesi birçok profesörden çok daha akılcı, mantıklı açıklamalar yapıyor.

Sayın Dr. Savan Günay’ın internet sitesi www.savangunay.com ve aktif olarak kullandığı sosyal medya hesabından takip edebilirsiniz.

Ayrıca Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün İllere göre haftalık vaka sayısı harita grafiğini yayınladı. O harita ile Türkiye’nin Güneş Enerji Potansiyelini yani D Vitamini alan illeri karşılaştırdığımız zaman bir gerçek orta çıkıyor…

Son söz olarak;
Aşı olacak mısın?
Sorusunu cevaplamak istiyorum;
Yaptığım araştırmalarda aşının 5-6 yıl sonra kansere neden olacağı gibi bilimsel dayanağı olmayan ve daha birçok akla, mantığa uymayan komplo teorileri okudum.

Hepsi bir kenara
Özgür irademle karar verebileceğim bir durum olsa
Asla!..
Ama
Mecburen…
Mecburiyetten!…

Yine de son dakikaya kadar bekleyip artık başka çare kalmadı noktasına kadar aşı olmayı düşünmüyorum.
Şimdiye kadar aşı olanlar bu sözlerimden dolayı kaygılanmasın Dr. Savan Günay’ın sözlerini hatırlatırım.
Ne demişti;
Zarar vermeyeceği kanaatindeyim!

 244 

YORUMLAR