9 Ağustos 2022 Salı

Atatürk ve Tarım

Atatürk bakın ne demiş; “Buğdayını, etini, sütünü, bilimini ve sanatını kendin ürettiğin sürece özgürsün! Milli Ekonominin temeli ziraattır”
Mustafa Kemal Atatürk, ülkeyi bağımsızlığa kavuşturduktan sonra, başta ekonomi olmak üzere tüm alanlarda ülkesinin ilerlemesine yönelik çaba sarf etmiştir. Özellikle Tarım Mustafa Kemal Atatürk için çok önemliydi. Atatürk; ” Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca yayılmayı kolaylaştıracaktır. Fakat bu çok önemli işi isabetle amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım politikası tespit etmek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır. Bu politika ve rejimde yer alabilecek başlıca önemli noktalar şunlar olabilir: Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir nitelikte olması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verim derecesine göre sınırlandırılması lazımdır Küçük büyük bütün çiftçilerin iş makinelerini arttırmak yenileştirmek ve korumak önlemleri vakit geçirmeden alınmalıdır.
Memleketi; iklim, su ve toprak verimi bakımından, tarım bölgelerine ayırmak gerekir. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern pratik tarım merkezlerinin kurulmalıdır. Gerek mevcut olan ve gerekse de bütün memleket tarım bölgeleri için yeniden kurulacak tarım merkezlerinin kesintiye uğramadan tam verimli olarak faaliyetlerini, şimdiye kadar olduğu gibi devlet bütçesinden ağırlık vermeksizin kendi gelirleriyle kendi varlıklarının idaresini ve gelişmesini sağlayabilmeleri için, bütün bu kurumlar birleştirilerek geniş bir işletme kurumu oluşturulmalıdır. Bir de başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla sanayimizin dayandığı çeşitli hammaddeleri temin ve dış ticaretimizin esasını oluşturan çeşitli ürünlerimizin ayrı ayrı her birinde, miktarlarını arttırmak, kalitesini yükseltmek, üretim masraflarını azaltmak, hastalıkla uğraşmak için gereken teknik ve yasal her önlem zaman geçirilmeden alınmalıdır” görüş ve düşüncelerini ifade eden bu sözleri bize tarıma nasıl baktığını ve bakılması gerektiğini anlatıyor: Ayrıca tarımsal kalkınmanın Türkiye ekonomisindeki önemini de vurguluyordu.
Milli mücadeleden sonra tarım konusu üzerinde önemle durulmuştu. 1927 nüfus sayımına göre çalışan nüfusun yüzde 78’i çiftçilikle uğraşıyordu. İzmir İktisat Kongresinde çiftçilerin ekonomik problemlerine büyük önem verilmesi de bundan kaynaklanmaktaydı.
İleri düzeyde bir tarım için çiftçinin eğitilmesini kaçınılmaz gören Atatürk bu konuda her türlü girişimde bulunuyordu. Buna en iyi örnek 1924 silah altına alma yasası ile ordunun askere alınan çiftçilere, askerlik esnasında tarım makinaları ve yeni yöntemleri öğretmelerini öngörüyordu.
3 Mart 1924’te tarım yöntem ve makinaları konusunda daha iyi ve geniş kitlelere ulaşacak bir eğitim sağlamak amacıyla Tarım Bakanlığı büyük değişim yaşadı. Tarımın hızla gelişmesi isteniyordu. Bu nedenle Ziraat Bankasına verilen önem artırıldı. Şube sayıları artırılarak çiftçiye ulaşılmaya çalışıldı.
1 Kasım 1926 da Atatürk, yapılanları yeterli bulmadığını; her şeye rağmen memleketimizin tarım alanındaki gelişmesini ve ilerlemesini sağlayacak bilimsel ve teknik yetkiye sahip uzmanlarımız azdır dedikten sonra, “Tarım kuruluşlarımızı, ziraat okullarımızı zirai çalışmalarımızı, teknik esaslara uygun olarak düzenleyecek tedbirleri, gerçek uzmanların yardımıyla almakla, kararsızlığa yer olmadığı kanaatindeyim.” demişti. Bunun üzerine Tarım Bakanlığı köylüleri araç gereç kullanımı ve yeni tarım yöntemleri konusunda eğitmek için uzmanlar ve vilayet tarım istasyonlarından yararlanarak 1927 yasasıyla hazırlanan programı genişletti. Bakanlık ayrıca fındık, limon, çay, sebze, patates, v.s. gibi ürünlerin yetiştirilmesi için Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuştu.

YORUMLAR

Facebook Yorumları

SON HABERLER

DİĞER HABERLER