6 Aralık 2022 Salı

Safranbolu’da hamamda düğün

Hamamın kadınlar kısmında “Gelin Hamamları” olurdu. Genelde Salı günü öğleye doğru, yiyecek ve içeklerle, gelin ve damat tarafının yakınları olan kadınlar ve genç kızlar en güzel hamam takımlarını alıp hamama gelirdi. Asıl amaç gelini yıkamak ve düğünden önce rahatlatmaktı. Burada yıkanılır, yenilir, içilir, eğlence yapılırdı.
O zaman şimdiki gibi kadın erkek karışık düğünler yoktu. Düğünler bir hafta, ya da en az üç gün sürerdi. Salı başlayan düğünler Perşembe akşamı; Cuma başlayan düğünler de Pazar günü akşamı ”Guveyi Guyma” (Güveyi koyma) töreni yapılarak sona ererdi.
Çarşamba günü de kadınlar ve erkekler ayrı ayrı kına gecesi eğlencesi yapardı. Damadın da küçük parmağına kına yakılırdı. Düğünden sonraki Cuma günü de, damat evinde ”semet” denilen ve sadece kadınların gittiği, evlenen gelini görmek amaçlı eğlenceler yapılırdı.
Biz üç kardeş altı-yedi yaşlarımıza kadar bu “gelin hamamlarına” annemizin “marhma”sının, yani kara çarşafının içinde girip çıktık. Bazen, de kapıda bekleyen “Kaptan” amcaya yakalanarak geri çevrildik.
Kaptan amca, şehrimizin özel bir rengiydi. Hem yaşça büyük, hem de söz ve davranışlarına güvenilen birisi olduğu için herkes ona hürmet ederdi. Eğer bir kere “Olmaz, giremez” derse artık o düğüne giremezdik. Çarşaflı gelen hanımların çarşaflarının içinde saklayarak içeriye sokmaya çalıştıkları erkek çocukları fark ederse ”Şu çarşafın içindeki çocukları ben bir göreyim hele” der; eğer ortaya çıkan çocuklar çok küçüklerse, müsaade eder, büyüklerse de “Höööyyyytttt. Babanızı da getirseydiniz” diyerek kovalardı.
Eğer bu nedenle hamamdaki düğüne girememişsek, aynı duruma düşmüş çocuklarla kapı önündeki meydanda güzel oyunlar oynayarak, düğünün bitmesini ve annelerimizin çıkmasını beklerdik. Biz çocuklar hamam dışında da çok eğlenirdik.
Annemizle hamama girince de Sabiş teyzenin kontrolünden geçmek zorundaydık. Sabiş teyze, hanımları ve gelinleri yıkayan, hem çok iyi bir natırdı; hem de hamamdaki kadın düğünlerinde herkesin oturma yerlerini ayarlayan bir düzenleyiciydi.
Sabiş teyze hamama gelen gelinlik çağına gelen kızları ya oyuna kaldırarak, ya da yıkarken “Kız görücülerine” gösterirdi. Böylece hem çok iyi bahşiş toplar, hem de hayırlı bir iş yapmış olurdu.
Kadın düğünlerinde “Ciğer Gızları” lakaplı iki teyze olurdu. Bunlardan biri, ud diğeri de keman çalardı. Sabiş teyze de küp çalarak onlara eşlik ederdi. Akustiği çok mükemmel olan hamamının girişindeki yüksek kubbenin altında çalınan udun, kemanın, küpün ve ortadaki havuzun üzerine konulan tahta platformda oynayan kadınların ayak sesleri, ta dışarıya kadar taşardı. Bu sesler içeride başka, dışarıda başka bir ahenkte yayılırdı.
Ciğer kızları, Rahmetli Hacı anne ve kız kardeşi Zehra teyzemizdi. Onlar, Ciğerler ailesine mensup olduğu için, kendilerine “Ciğer Kızları” denirdi. Ben küçükken, on yaşıma kadar, bu değerli insanların düğün kültürümüze çok büyük katkıları olmuştu. 1966 sonrasında, Hacı anne hacca gidip gelince “Ben artık çalmıyorum” demiş, kız kardeşi Zehra teyzemiz de “Sen çalmazsan ben de çalmam” diyerek, sanat hayatlarına son noktayı koymuşlardı.
Zaten bu tarihten sonra düğün salonları açılıp, asri düğün dediğimiz, bir akşamlık balo tipi düğünlerin devri başlamıştı. Fakat bazı yerli ailelerin o eski düğünlere olan rağbeti bir süre daha devam etmişti. Bazı aileler de, belli bir süre hem eskiyi, hem de yeniyi bir arada uyguladılar.
Sabiş teyzeye, hem kızlarını göstersin diye kız anaları, hem de oğullarına kız göstersin diye oğlan anaları bahşiş verdi. Bir kaç kere ben bile, gizlice bahşiş verenleri görmüştüm. Sabiş teyzenin meşhur “Cız çekme oyununu oynaması ve hamamdaki tüm görevleri için düğün başına 25 lira ücret aldığını duymuştum. O zamanlar 25 lira, bir evin 8-10 haftalık “Pazar masrafı”na denkti.
Annemle son gittiğimde, Sabiş teyze ve diğer hanımlar anneme ”Hatice, bunu artık getirme. Bu gari bakıye” demişlerdi. Bunun anlamı da “Bu çocuk, artık kadınlarla, kızlarla ilgileniyor. Bu artık büyümüş, mahrame bakıyor” demekti.
Annem bu olayı babama anlatınca, babam da “Heee! Benim oğlum, artık adam olmuş da, hanımlara bakıyor ha! Tamam o zaman. Bundan sonra benimle erkekler hamamına gelir” demişti.

Ahmet SERTEL
(Eskimeyen Köyiçililer Facebook Sayfasından alıntıdır)

YORUMLAR

Facebook Yorumları

SON HABERLER

DİĞER HABERLER