Karabük’te son günlerde öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, insanın aklıyla alay ediliyor hissine kapılmaması mümkün değil.
Resmi hava kalitesi sistemine giriyorsunuz.
Karşınızda devasa harflerle “İYİ” yazıyor.
AQI (Hava Kalitesi) değeri 2…
Evet yanlış okumadınız.
İki !..
Dünyanın en temiz dağ köylerinde bile zor görülebilecek bir değer.
Neredeyse ameliyathane havası…
Neredeyse laboratuvar ortamı…
Neredeyse oksijen tüpünün içindeki hava…
Peki Karabük gerçekten böyle bir şehir mi?
Yoksa vatandaşın görmesi gereken veriler ortada olmadığı için mi böyle görünüyor?
Çünkü aynı ekranda çok daha önemli bir gerçek saklı duruyor.
Hava kirliliğinin en kritik göstergeleri olan PM2.5 ve PM10 verileri günlerdir yok.
Komşu illere bakıyorum hepsinde var.
Bartın’da, Çankırı’da, Zonguldak’ta var…
Sadece komşu illerimizde değil hemen hemen Türkiye’nin tüm illerinde ilçelerindeki istasyonlar PM2,5 ve PM10 değerlerini gösteriyor.

NOT: Karabük Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile birlikte Karabük İl Milli Eğitim Müdürlüğü yaklaşık 10 yıl önce Karabük Yenişehir Atatürk Anıt Alanı için sırf Atatürk adı var diye değiştirdiler ve “Tören Alanı” olarak resmi yazışmalarda kullanmaya başladılar. Yani aklınızda soru işareti olmasın Hava Kalitesi İstasyonun adı o nedenle “Tören Alanı” olarak geçiyor.
Neyse…
Günlerdir defalarca Karabük istasyonuna bakıyorum ölçüm görünmüyor.
Veri görünmüyor.
Rakam görünmüyor.
Ama sonuç var!
Bu nasıl bir mantıktır?
Termometre çalışmayacak ama “hava 25 derece” diyeceksiniz.
Tansiyon aleti ölçmeyecek ama “tansiyonun normal” diyeceksiniz.
Böyle bir şey olabilir mi?
O halde Karabük halkı da sormakta sonuna kadar haklıdır:
PM2.5 PM10 sensörü çalışıyor mu?
Çalışmıyorsa ne zamandan beri çalışmıyor?
Arızayı kim biliyor?
Neden açıklama yapılmıyor?
Neden günlerdir giderilmiyor?
Neden kamuoyu bilgilendirilmiyor?
Karabük sıradan bir şehir değil.
Demir-çelik sanayisinin kalbinde bulunan bir kent.
Yıllardır çevre tartışmalarının merkezinde yer alan bir kent.
Bacaların, tozun, sanayinin konuşulduğu bir kent.
Tam da bu nedenle hava kalitesi ölçümlerinin eksiksiz ve kesintisiz yapılması gerekiyor.
Çünkü eksik veri, eksik bilgi demektir.
Eksik bilgi ise güvensizlik yaratır.
Bugün vatandaşın kafasında oluşan soru son derece nettir:
“Gerçekten hava temiz mi, yoksa ölçemediğimiz için mi temiz görünüyor?”
İnsanlar bunu soruyor.
Sormakta da haklılar.
Çünkü ortada tuhaf bir çelişki var.
Bir tarafta günlerdir çalışmayan PM sensörleri…
Diğer tarafta neredeyse dünyanın en temiz havasına sahipmişiz gibi gösteren rakamlar…
Bunun adı şeffaflık değildir.
Bunun adı güven verici yönetim değildir.
Kamu kurumları eleştiriden korkmamalıdır.
Tam tersine açıklama yapmalıdır.
“Şu sensör arızalıdır.”
“Şu tarihte arızalanmıştır.”
“Şu ekip müdahale etmektedir.”
“Şu tarihte yeniden devreye alınacaktır.”
Bu kadar basit.
Kimse kusursuz olmak zorunda değil.
Ama herkes hesap verebilir olmak zorundadır.
Karabük halkı zehir soluyup solumadığını bilmek istiyor.
Çocuklarının hangi havayı teneffüs ettiğini bilmek istiyor.
Yaşlıların, hastaların, astım ve KOAH hastalarının hangi risklerle karşı karşıya olduğunu bilmek istiyor.
Bu nedenle mesele birkaç sensörün arızalanması değildir.
Mesele, halkın bilgi alma hakkıdır.
Karabük’e laboratuvar havası masalı anlatmayın.
Önce çalışmayan sensörleri çalıştırın.
Sonra dönüp hep birlikte gerçek rakamlara bakalım.
Karabük’te yaşayan herkesin yetkililere sorması gereken bir soru var:
Karabük’ün havası gerçekten bu kadar temiz mi?
İnternette yayınlanan anlık hava kalitesi verilerine baktığınızda Karabük Tören Alanı istasyonunda zaman zaman “2 AQI” gibi olağanüstü düşük değerler görüyorsunuz. Hava kalitesi biliminde bu değerler neredeyse laboratuvar ortamını çağrıştıracak kadar düşük seviyeler anlamına geliyor.
Peki gerçekten öyle mi?
İşte asıl sorun burada başlıyor.
Çünkü Karabük’teki ölçüm istasyonunda hava kirliliğinin insan sağlığı açısından en kritik göstergeleri olan PM2.5 ve PM10 verileri günlerdir görünmüyor. Sistemde boşluk var. Ölçüm yok. Veri yok. Fakat buna rağmen ekranda “iyi hava kalitesi” sonucu var.
O halde vatandaşın sormaya hakkı yok mu?
PM2.5 ve PM10 sensörleri arızalıysa ne zamandan beri arızalı?
Arızanın giderilmesi için ne yapıldı?
Yedek sistem neden devreye alınmadı?
Karabük halkı günlerdir neden en önemli kirleticilere ilişkin verileri göremiyor?
Daha da önemlisi…
Demir-çelik sanayisiyle özdeşleşmiş, yıllardır çevre tartışmalarının merkezinde bulunan bir kentte, vatandaşların en çok merak ettiği veriler neden eksik?
Bugün dünya genelinde hava kalitesi değerlendirmelerinde en fazla önem verilen parametrelerin başında PM2.5 geliyor. Çünkü bu parçacıklar akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabiliyor. Kalp-damar hastalıklarından solunum yolu rahatsızlıklarına kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Bilim insanları ve çevre kuruluşları hava kalitesini değerlendirirken özellikle bu verileri takip ediyor.
Ancak Karabük’te vatandaş günlerdir bu verilere ulaşamıyor.
Sorun sadece bir sensör arızası değildir.
Sorun, kamuoyunun bilgi alma hakkıdır.
Eğer cihaz arızalıysa çıkıp açıkça söyleyin.
Eğer bakım yapılıyorsa duyurun.
Eğer teknik bir problem varsa ne zaman çözüleceğini açıklayın.
Ama hiçbir açıklama yapmadan, en kritik veriler ortada yokken vatandaşın karşısına “hava çok temiz” sonucu koyarsanız insanların kafasında soru işaretleri oluşur.
Çünkü güven, şeffaflıkla sağlanır.
Hava kalitesi istasyonları süs olsun diye kurulmaz.
Vatandaşın sağlığını korumak için kurulur.
Karabük halkı da haklı olarak şunu soruyor:
PM2.5 ve PM10 değerleri neden yayınlanmıyor?
Bu arıza neden günlerdir giderilmiyor?
Karabük’ün havasını gerçekten ölçüyor muyuz, yoksa sadece ekrandaki rakamlara mı bakıyoruz?
Yetkililerin bu sorulara vakit kaybetmeden açık ve net cevap vermesi gerekiyor.
Çünkü mesele bir cihaz meselesi değil.
Mesele, 250 bin insanın soluduğu havanın doğru ölçülüp ölçülmediği meselesidir.













